Hak Kelimesi ve Ötesi | Başyazı
  
Kur’ân-ı Kerim’in Üslûbu | Suat Yıldırım
  
Kur'ân-ı Kerim'de Temenni - 2 | Osman Şimşek
  
Kur’ân ve Sünnet Işığında Terör ve İntihar Eylemleri | Hamza Aktan
  
Altın Nefesler | Başyazı
  
Kuşeyrî Tefsirinde “Besmele”nin tahlili | Metin Bedir
  
Sulh ve Müsamaha Dini Olarak İslâm | İbrahim Canan
  
Cihad | Ali Bulaç
  
Barış Dini ve Sevgi Peygamberi | Ali Akpınar
  
Terör ve Teröre Yöneltici Kimyasal Maddeler | Nevzat Tarhan
  
İnkârcılar Karşısında Temel Hususiyetiyle Peygamberler | Yunus Ekin
  
Din, Terör, Savaş ve Global Etik İhtiyacı | Bekir Karlığa
  
Terör Kıskacında Şehitlik Arayışı | Hikmet Yüceoğlu
  
Alkame B. Kays En-Nehâî | Osman Bilgen
  

Biz gözlerimizde sevginin zaferleri, kulaklarımızda onun davulunun, kösünün sesi bir atmosferde yetiştik. Gönüllerimiz hep onun bayrağının dalgalanma heyecanıyla attı. Artık biz yaşarsak segiyle yaşar, ölürsek sevgiyle ölürüz.

Hak Kelimesi ve Ötesi
Hak Kelimesi ve Ötesi
Başyazı
Hak kelimesi, hem mastar, hem sıfat hem de Esmâ-i Hüsnâ’dan bir isim. Sabit, muhakkaku’l-vücûd bir gerçek, bir nesne ne ise (mahiyet-i nefsü’l-emriye) ona uygunluk, bâtılın zıddı olmak, kendi olarak bulunmak... gibi mânâlar onun gölgesinde ilk hatıra gelenler.. pay, hisse, nasip, vazife bu kelimeye yüklenen diğer mânâlar. Aslında o, hakikî, nisbî, izafî ve itibarî bütün hakların biricik kaynağı ve kâinatları kuşatan hak gerçeğinin de aslı, esası ve temelidir. Bildiğimiz, bilemediğimiz zâhir-bâtın, maddî-mânevî, âfâkî-enfüsî bütün haklar, Hak ism-i şerifinin değişik dalga boyundaki tecellilerinden birer tecelli ve onun ef’âl ve âsâr âlemindeki inkişaf, sübut ve vücudunun da bir gölgesi ve bir yansımasıdır.
Kur’ân ve Sünnet Işığında Terör ve İntihar Eylemleri
Kur’ân ve Sünnet Işığında Terör ve İntihar Eylemleri
Hamza Aktan
...şehirlerin kalabalık caddelerinde, sivil insanları, kadın, çocuk ve yaşlıları katleden, taşıt araçlarını, binaları yakan, havaya uçuran, rehin aldığı veya kaçırdığı masum insanları işkence ile öldüren, bunları yaparken, kimseye hesap vermeyen, vücuduna bağladığı veya arabasına yüklediği patlayıcıları sivillerin ortasında infilak ettirerek kendini ve masum insanları katleden intihar eylemcilerinin bu eylemlerine cihad adını vermeleri ve kendilerini mücahid olarak isimlendirmeleri, bu eylemlerin Kur’ân ve Sünnet'ten tasvip görmesini sağlayabilir mi? Önemli olan, bir şeye ne isim verdiğimiz değildir. Önemli olan, isim verdiğimiz şeyin ne olduğu, yapısı ve mahiyetidir. Sesini duyurmak için masum kanı akıtan bu kanlı ve kirli mücadele yöntemini Müslümanlar icat etmediler. Bu metot, Marksist-Leninist terör örgütlerinin benimsediği bir yöntemdir. Patenti onlarındır. Şimdiye kadar bu eylemlerin Müslümanlara bir yarar sağladığı görülmedi. Aksine, İslâm'ın ve Müslümanların ilim ve irfan, hak ve adalet, sevgi ve barış imajını sildi. Bunun yerine insanların zihninde, İslâm ve Müslümanlarla terör arasında ilişki kurulmasına sebep oldu ki, İslâm'a bundan daha büyük kötülük yapılamazdı. Kısaca, terörün cihad kavramı içinde yeri yoktur. Müslümanların hangi şartlarda nasıl davranıp, kimlerle nasıl mücadele edecekleri, Kitap ve Sünnet'te belirlidir. Hiçbir Müslüman, hem Müslüman kalıp, hem de Allah ve Resûlü'ün çizdiği yol dışında, onun tersi bir yolda gidemez.
Terör ve Teröre Yöneltici Kimyasal Maddeler
Terör ve Teröre Yöneltici Kimyasal Maddeler
Nevzat Tarhan
10 asır önce, İslâm dünyasında Müslüman liderler, âlimler ve İslâmî yönetimlere karşı terör estiren Haşhaşîler, aldıkları afyonla rahatça ölüme gidebiliyorlardı. Bugün ise, daha modern kimyasal ajanlarla insanların beyni yıkanıp belirli eylemlere yönlendirilmeleri çok daha mümkün hâle gelmiş bulunmaktadır.