Bu konuyu yazıcıya gönder Bu konuyu arkadaşına gönder
Bu yazı 5588 kez okundu.
Malezya'dan İntibalar
Prof. Dr. Suat Yıldırım

GİRİŞ
Bu yazımda, bir yıla yakın bir zamandan beri ikamet ettiğim Malezya'dan ve Uluslararası Malezya İslâm Üniversitesi'nden kısaca bahsetmek istiyorum. Böylece, üzerimde ağırlığım hissettiren bir borçtan kurtulmaya çalışacağım.

Zira bu kadar uzun bir ikametten ötürü, hem insanın yaşadığı ülkenin, hem de okuyucularımın haklarının doğduğu kanaatindeyim. Elbette insanın başka bir ülkeye gitmesinin başlıca gerekçelerinden biri orayı tanımak ve tanıtmak olmalıdır.

Buraya, adı geçen üniversitede araştırma yapmak, seminer ve konferanslar vermek üzere geldim. 1986-88 yıllarında Medine İslâm Tebliği Fakültesi'nde bulunduğum sırada bazı tecrübeler kazanmış ve güzel hatıralara sahip olmuştum, imkân zuhur edince böyle bir uluslararası üniversitede çalışmayı da arzu ettim ve bundan memnun kaldım.



Malezya, Güneydoğu Asya'da bir ekvator ülkesidir. Ekvator hemen güneyinden geçer. İkinci Dünya Savaşından sonraki dönemde ortaya çıkan şartlarda bu bölgede; Endonezya Cumhuriyeti, Malezya Krallığı Federasyonu, Filipin Cumhuriyeti, Singapur Cumhuriyeti ve Bruney Krallığı olarak beş bağımsız devlet kuruldu. Malezya, Malay yarımadasında yer alan Batı ve Borneo adasının kuzeyinde Sabah ve Saravak eyaletlerinden ibaret Doğu Malezya olarak iki bölgeden oluşur. Bu iki bölge arasında, Güney Çin Denizi’nin bir kısmı olup genişliği 750 km kadardır.

Yüzölçümü 330.000 kilometrekare nüfusu ise yirmiiki milyon civarındadır. Nüfusun % 55'ini Malaylar teşkil eder. Bu halkın Moğollar'la akraba olduğu söylenir. Lisanları Malay dili olup tamamı Müslümandır. % 30 Çin ırkından olup Buda veya Tao dinine mensupturlar. % 10 kadar Hint ırkından olup bunların ekseriyeti Hindu dininden, az bir kısmı İse Müslümandır. Çinlilerden de çok az Müslüman vardır. Nüfusun geri kalan kısmı Japon. Kore vs. asıllıdır. Devletin resmî dili Malay dilidir. Bu dil aynı zamanda Endonezya. Filipin, Singapur, Bruney ülkelerinde de konuşulan, yaklaşık ikiyüzelli milyon insanın konuştuğu yaygın bir dildir. Malezya'da Çince ve Hintçe’ye de ifade hakkı verilmekte gazete, radyo ve tv yayınları bulunmaktadır. Resmiyette yeri olmamakla beraber farklı ırklar arasında müşterek anlaşma vasıtası olan İngilizce, fiilen ikinci dil durumundadır.

% 6 nispetinde olan Hıristiyanlar Malaylar'dan olmayıp Çin, Hint vs. asıllılar arasında yayılmıştır.

Bu bölgeye İslâmiyet'in, miladî on üç ve on dördüncü yüzyıllarda girdiği söylenir. Kitle hâlinde Müslümanlaşma bu dönemde olsa da, münferit olarak Müslüman varlığı çok daha önce başlamıştır. Yemen ve Hadramut tarafından Müslüman tüccarların buraya geldikleri bilinmektedir. İslâm'ın yayılması da askerî fütuhatla olmayıp daha çok ticarî ve ferdî münasebetler vesilesi ile olmuştur. 1400 yılında Malaka şehrini kuran kral Parameswara Müslüman olmuş ve Muhammed İskender Şah adını almıştır. Bu zat, bu bölgede İslâm hakimiyetini tesis etmiştir. Malaka Sultanlığı, Portekizliler'in 1511'deki istilalarına kadar sürmüştür. O sırada kuvvetli bir donanmaya sahip olan Portekizliler, Ümit Burnu'nun keşfedilmesinden sonra Afrika'nın güneyinden dolaşarak Uzak Doğu'ya ulaşma imkânı bulmuşlar ve Haçlı zihniyeti ile harekete geçerek buralara kadar uzanmışlardı. Bu vesile ile ülkemizdeki tarih öğretiminde pek zikredilmeyen bir hususu belirtelim: Yavuz Sultan Selim'in Mısır seferinin başlıca sebebi, o sırada Kızıldeniz'den Cidde'ye ulaşarak Mekke'yi ele geçirmek isteyen Portekiz kuvvetlerine karşı, İslâm'ın en mukaddes şehirleri olan Haremeyn-i Şerifeyni emniyete almaktı. Zaten oraya hükmeden Mısır'daki Memlûk Sultanlığı da bu hususla Osmanlılar'dan yardım talep etmişti. Selim. İslâm birliğini tesis ederek dünyada kuvvetli bir İslâm devleti varlığı ortaya koymak istiyordu. (Bu gibi gayretleri toprak kazanmak, dünya padişahlığına yönelmek tarzında nitelemek cılız, üstelik yanlış yorumlardan başka bir şey değildir. Bunu yapanlar "Mısır'ın fethi" "Hicaz'ın fethi" şeklinde yan-115 ifadeler de kullanırlar. Oysa çoktan heri Müslüman cilan o ülkeler hakkında fetih değil, "ilhak etme" "topraklara katma" tabiri kullanılmalıdır). Her ne ise, Hicaz'da yapamadığını. Uzak Doğu'da yapan Portekizliler'in Malaka'yı işgal etmeleri üzerine bu hanedana mensup bazı şehzadeler güneyde Cohor, kuzeyde ise Perak mıntıkalarında küçük beylikler kurdular. Müslümanlar Malaka'yı geri almak için defalarca teşebbüse geçtiler. Sumatra'da hüküm süren Açe İslâm devleti de yardım etmesine, Osmanlı Devleti'nin Açe'ye ağır silahlar göndererek desteklemesine rağmen netice alamadılar.

1641'de, Portekizliler'i alaşağı eden Hollandalılar Malaka'yı ele geçirdiler. 18. asrın sonlarında İse. İngiliz rekabeti, bölgeyi yavaş yavaş sinsi bir siyasetle hakimiyeti altına aldı. 1824 yılında Hollandalılar, Malaka'yı İngilizler'e bırakmaya mecbur kaldılar. İngilizler, halkın din ve geleneklerine müdahale etmeme prensibi ile hareket etmeyi vaad ettiler. Böylece tepki uyandırmadan yavaş yavaş işlerini yürütmeye baktılar. 19. asrın sonlarında sanayileşmiş İngiliz gücü ülkenin maddî servet kaynaklarını çağdaş teknoloji ile işletmeye başlayınca, iş gücü ihtiyacı var diye bölgeye Çin'den bir akın oldu. Biraz da Hintli geldi. Bu ülkeye yabancıları iskân etme, aslında ihtilaflardan istifade ederek kolay hükmetme siyasetinin bir uygulaması durumundadır. Böylece, sömürgecilik sonrası dönemin bile hesaplarını yaptıkları anlaşılıyor. İkinci Dünya Savaşı sırasında, bu bölgeye bu sefer Japonlar saldırdılar, dört yıl boyunca işgal ettiler. Savaşta Amerika'nın müdahalesi ile yenilince, İngilizler babalarının malıymışçasına tekrar gelip kuruldular. Ama artık Malaylarda da istiklâl arzuları kuvvetlenmişti. İngilizler eski rahatlığı bulamayacaklarını anladılar. 194S'de Malaya Federasyonu kuruldu. İngiliz hakimiydi I957'de sona erdi. Fakat, sömürge dönemi sonrası siyasetin devamı olarak bölgede Malezya, Endonezya, Singapur ve Filipinler'de ihtilaf sebepleri bırakıldı.

Malezya devlet İdaresi, meşrutî bir krallık tarzındadır. Batı Malezya dokuz sultanlıktan ibaret olup, bunlardan biri. sıra ile beş yıl müddetle devlet başkanı olan sultan tayin edilir. Fakat esas yönetim, demokratik secimler neticesinde oluşan parlamentonun teşkil ettiği hükümettedir. Bütün sultanlar ve başbakanlar Müslümanlar'dan olagelmiştir. Gayrimüslimlerden milletvekili ve bakanlar bulunagelmiştir. Anayasada devletin resmî dininin İslâm olduğu yazılıdır. Anayasaya göre her eyaletin sultanı, oradaki İslâmî işlere bizzat nezaret eder. Sultanı olmayan Pahang, Sabah. Saravak ile federal eyalet olan Kuala Lumpur'da ise bu faaliyetler kralın bu işler için tayin ettiği birer vekili tarafından yürütülür. "Kraliyet Konseyi" denilen bir yüksek meclis, yeni kralı seçme, gerektiğinde onu görevden alma, kanunları kabul veya reddetme ve ülkedeki İslâmî işleri ifa etme görevlerini gerçekleştirir. Ülkedeki dinî işler "İslâmî İşler Millî Meclisi" tarafından yürütülür. Bu müessesenin kapsamında Fetva Kurulu, Şer'î Mahkemeler Kurulu, Ahvali Şahsiyye Kurulu ve Ramazan Hilâlî Kurulu gibi kurullar bulunur. Her eyaletin yönetimi, İslâmî meselelerde uygun gördüğü hükmü yürürlüğe koyar. Bu konularda federal hükümetin yetkisi, kendi bölgesi ile sınırlıdır. Eyaletlerde şer'î mahkemeler bulunup bunlar sadece Müslümanlara ait davalara bakarlar.

İslâmî uyanış, İslâm dünyasının diğer birçok ülkesinde olduğu gibi, son çeyrek asırda Malezya'da da iyice hissedilmektedir. Bu cümleden olarak, sömürge döneminin gevşekliğine tepki mahiyetinde birtakım düzenlemeler yapılmıştır.

Ezcümle:
1.Üniversite ve yüksek okullar dahil bütün okullarda İslâm dini öğretimi,
2.İslâmî konulara dair araştırmalar yapan ve başbakanlığa bağlı olan İslâmî Araştırmalar Merkezi,
3.Halkı ve özellikle devlet görevlilerini İslâmî bakımdan bilgilendirip şuurlandırmak üzere kuruları İslâmî Tebliğ Müessesesi,
4.İslâmî hükümlere göre İslâm Bankası,
5.Sömürge döneminden önce kullanılan ve Arap harfleriyle yazılan millî alfabe (hattı Cavi)nin ilköğretimde ders olarak öğretilmesi, gerçekleştirilmiş olan temel meselelerdendir. Ve az sonra üzerinde biraz daha fazla duracağımız Uluslararası Malezya İslâm Üniversitesi de bunlardan biridir. Fakat ona geçmeden önce Malezya İslâm toplumundaki bir iki gözlemimi aktarmak istiyorum. Toplumda namaz eğitimi iyi veriliyor.Resmî veya özel kurum ve ticaret merkezlerinde erkek ve hanım mescitleri ve içlerinde abdest alma imkânları var. Dinî vecibeleri, Kur'ân Öğretimi, zekât ve hac gibi vecibeleri kolaylaştıran organizasyonlar gerçekleştirmişler. Bazen sıkı olmayan bir tarzda da olsa, Malaylı Müslüman hanımlarda örtünme yaygın. Halka sükûnet ve sinirli olmayan bir yapı hakim. Kişi başına araba nisbetinin yüksek olduğu başkent Kuala Lumpur'daki trafik rahatlığı, kurallara itaatli, gerektiğinde başkasına öncelik veren ve hakkına razı olan halktan kaynaklanıyor. Trafik kazalarının Türkiye'dekine göre hayli az olduğunu görüyoruz. Müstağni, gözü gönlü tok, onurlu bir halk var. Bunu yeterli tecrübelerime dayanarak söylüyorum. Meselâ bir seferinde arabam arıza yaptı. Telefonla seyyar tamir ekibi istedik. Uzak yerden geldi, epeyce meşgul olup arızayı buldular. Fakat parça değiştirmedikleri için ücret istemediler. Israrla vermek istedim ise de razı edemedim (Dr. Cüneyt Eren Bey ile beraberdik). Oysa yüksek bir ücret isteseler dahi yerinde bulurdum. Yer tarifi sorduğumuz hemen herkes (Müslim ve gayrimüslim) hararetle yardımcı olmaya çalışıyorlar. Hatta birçok defa, anlayamadığımızı gören kaç kişi "Beni takip edin, sizi götüreyim" diye arabası veya motorsikleti İle önümüze düştüler. Yani yardımsever bir halk intibaı edindim. Gerek resmî, gerek özel kurumlarda çok hanım çalışıyor ve Malaylı hanımların çoğu da başları örtülü, uzun giysili olarak çalışıyorlar. Fakat aynı yerde çalışan Çinli, Hint-II, vs. insanlarla iyi bir uyum içindeler. Bilgisayar ortamı yaygın. Bilgisayardan yararlanma bakımından Türkiye'den biraz daha ileri durumda oldukları söylenebilir. Şimdi mezkur üniversiteden bahsedelim.

1977 yılında Mekke'de toplanan Uluslararası İslâmî Eğitim ve Öğretim Sempozyumu'nda. modern imkânlardan yararlanan böyle bir üniversitenin açılması fikri olgunlaştırıldı. O zaman Malezya Eğitim ve Öğretim Bakam (şimdi başbakan) olan Dr. Muhammed Mehatir de bu toplantıda bulunmuştu. İslâm kültür ve mirası ile çağdaş bilimlere vakıf Müslüman bilim adamı yetiştirme gayesini güden bu zat, zaman zaman düşüncesini bu istikamette geliştiriyordu. Nihayet 1983 yılında, Mekke Sempozyumunda dile getirilen esaslara göre uluslararası bir üniversite kurma hazırlıklarını başlattı. O zaman bu konuda kendisine yardımcı olanların başında gelen (daha sonra başbakan yardımcısı ve maliye bakanı olan) Enver İbrahim, devlet temsilcisi olarak bu üniversitenin başkanlığı görevini de üstlendi. (Bu görevlerini 1998 yılına kadar sürdüren bu zatın, başbakan yardımcılığından hapishaneye giden süreci birçok kimseyi üzüntüye boğmuş, işin gerçek mahiyetini öğrenmek tarihin hükmüne kalmıştır). İslâm Konferansı Teşkilatı adına kuruluşa katılan ülkeler ise Türkiye, Mısır, Pakistan, Suudi Arabistan, Bengladeş, Libya ve Maldiv oldu. Bu kurum, İslâmî ilimlerle beraber tabiî bilimleri, modern teknolojiyi öğrenerek ideal şekilde yetişen ve yeni nesilleri de böyle yetiştirecek olan. uluslarası bir üniversite düşüncesiyle açılmıştır. 1983 yılında öğretime başlayan bu üniversiteye, Malezya vatandaşlarından olan gayrimüslimlerin de girme haklan bulunmaktadır. Halen sekiz binden fazla öğrencisi olan bu üniversitede 91 ülkeden öğrenci bulunmaktadır. Otuzdan fazla ülkeden de öğretim üyeleri görev yapmaktadır. Öğrencilerin % 80 kadarı Malezya'dandır. Kız öğrenci nisbeti, toplam sayının % 65'i civarındadır. Bu çokluğun, kızların, ortaöğretim basan derecelerinin daha yüksek olmasından ileri geldiği söylenir.
Yazının Devamı: 1 2