KONU DETAY

Hasta Ziyareti ve Âdâbı

Prof. Dr. Mehmet Soysaldı





Hayatın kadr u kıymetinin bilinmesi, bu dünyanın ölümlü olduğunun vicdanda duyulması ve insanların kabre doğru yol aldıklarının daha açık görülmesi açısından hastahanelerin daha tesirli olduğunu düşünüyorum. Kanaatimce, herkes zaman zaman bir hastahaneye gitmeli, hasta ziyaretinde bulunmalı, imkanı varsa onlara yardım etmeli.



İslâm’ın titizlikle korunmasını istediği beş esastan biri de hayat ve sıhhattir. İnsana verilen sayısız nimetlerin en başında sağlık gelir. Zira, sağlık olmadan hiçbir nimet insana huzur ve saadet getirmez. O sebepledir ki; Cihan Padişahı Kanûnî Sultan Süleyman, bir nefes alıp verecek kadar sağlık içinde olmanın; dünyanın bütün nimetlerinden değerli olduğunu şöyle ifade etmiştir:

“Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi,

Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.”

Yüce Mevlâ’mız, başta ömür sermayemiz olmak üzere, sahip olduğumuz her türlü imkânı doğru hedeflerde, meşru ve müspet çalışmalarda değerlendirmemizi istemiştir. Bu cümleden olarak, en kıymetli varlığımız olan sıhhat ve sağlığımızı da korumamızı emretmiştir. Kendi ellerimizle kendimizi tehlikelere atmamamız konusunda, çeşitli ayetlerde bizleri uyarıp ikaz etmiştir.1

Sağlığı korumak insanın vazifesi olduğu gibi hastalandığı takdirde bunun bir imtihan olduğunu bilip sabretmek, şifayı Allah’tan bilerek ve umarak tedavi yollarına başvurmak da onun önemli vazifeleri arasındadır. Nitekim Yüce Allah: “Andolsun, sizi biraz korku, açlık, mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltme gibi şeylerle deneriz; sabredenleri müjdele.” (Bakara Sûresi, 2/155) buyurmaktadır.

Hz. Peygamber (s.a.s.) de bu konuda şöyle buyurmuştur: “Müslüman’ın başına gelen zahmet, hastalık, keder ve eziyet hatta ayağına batan bir diken bile olsa mutlaka Allah, bunları onun günahlarına kefaret yapar.” (Buhârî, Kitabu’l-Merda 1)

“Mü’minin durumu şayan-ı takdirdir; niye olmasın ki; onun her işi hayırdır ve bu da mü’minden başkası için müyesser değildir. O neşe ve sevinç ifade eden bir duruma mazhar olunca şükreder, bu onun için hayır olur; herhangi bir sıkıntıya maruz kaldığında da sabreder, bu da yine onun için hayırlı olur.” (Müslim, Kitabu’z-Zühd 64)

“Mü’min hastalandığı veya yolculuk yaptığı sırada tıpkı sıhhatli ve mukim iken yaptığı ibadetlerin sevabını alır.” (Buhârî, Cihad 134)

Hz. Peygamber (s.a.s.), hastalıklardan tedavi olmayı emretmesinin yanında kendisi de bizzat günün şart ve imkânları dâhilinde tedavi olmuştur. Maddî tedavi ve ilâç ile beraber manevî tedaviye de müracaat etmiş, bunun için dua ve ayetler okumuş ve okuyanları tasvip etmiştir. “Hastalandığımız zaman tedaviye başvuralım mı?” diye soran Ashabına, Resûlullah: “Tedavi olunuz. Çünkü Allah, her hastalık için bir de ilâç ve tedavi yaratmıştır; bundan bir dert müstesnadır o da ihtiyarlıktır.” (Ebu Dâvud, Tıb 1) buyurmuştur.

Hasta Ziyaretinin Önemi

Sağlıklı bir toplum oluşturmak ve beşeri ilişkileri en mükemmel şekilde düzenlemek isteyen İslâm, Müslümanları bu konuda eğitime tâbi tutmuştur. Onları sadece iyi gün dostu olmaya değil, aynı zamanda kötü gün dostu da olmaya teşvik etmiştir. Kur’ân’da insanın en mükemmel şekilde yaratıldığı ve Allah katında değerinin çok büyük olduğu vurgulanmıştır. İslâm dini insana sadece sağlığında değil, hastalığında da hatta ölümünde de değer verilmesini ve hasta olanların ziyaret edilmesini istemiş ve bu hususu ibadet telakki etmiştir. Peygamber Efendimiz, her konuda olduğu gibi hasta ziyareti konusunda da bizlere en güzel örnek olmuştur. Zira hasta ziyareti Allah Resûlü’nün hayatı boyunca özenle yaptığı ve ashabını da teşvik ettiği amellerden birisidir. Allah Resûlü (s.a.s.) bir hadislerinde: “Ashabım, hastaları ziyaret ediniz, açları doyurunuz, esaretinizdeki köleleri salıveriniz.” (Buhârî, Merdâ 4; Ebu Dâvud, Cenâiz 11) buyurmuştur. Hatta bir hadislerinde bu ziyareti, mü’minin mü’min üzerindeki beş hakkından biri olarak saymıştır. Dolayısıyla Müslümanlar, hasta olan dostlarını ve komşularını uygun zamanlarda yanlarına giderek ziyaret ederler ve onlara şifa dilerler. Bu da Müslümanlar arasında sevgi ve dayanışmanın artmasına vesile olur.

Hasta ziyaretinin önemini şu kudsî hadis çok güzel bir şekilde açıklamaktadır. Ebu Hureyre’den (r.a.) rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Allah Teâlâ kıyamet gününde şöyle buyurur: ‘Ey Âdemoğlu! Hastalandım, beni ziyaret etmedin.’ Âdemoğlu, Allah Teâlâ’ya: ‘Sen âlemlerin Rabbi iken ben seni nasıl ziyaret edebilirdim?’ der. Allah Teâlâ: ‘Falan kulum hastalandı, ziyaretine gitmedin. Onu ziyaret etseydin, Beni onun yanında bulurdun.’ buyurur.” (Müslim, Birr 43)

Hasta ziyaretinin değerini ve Allah rızasını kazanmanın en kısa yolu olduğunu bundan daha güzel anlatmak mümkün değildir. Çünkü bu kudsi hadiste belirtildiği üzere Yüce Allah, herhangi bir hastayı ziyaret etmeyi, bizzat kendisini ziyaret etmek gibi değerlendirmektedir.

Dinimiz hasta ziyareti konusunda müslim, gayrimüslim ayırımı yapmaz. Hasta kim olursa olsun ziyaret etmeyi emreder. Yani hasta ziyareti konusunda Müslüman-Müslüman olmayan, dost-düşman, tanıdık-tanımadık, yakın komşu-uzak komşu herkes eşittir. Dolayısıyla kimliğine bakmadan hastayı ziyaret etmek İslâmi ve insanî bir erdemdir.

Asr-ı Saadet’te bir Yahudi çocuğu Hz. Peygamber (s.a.s.)’e hizmet ediyordu. Bir gün hastalandı. Allah’ın elçisi onu ziyarete gitti, başucunda oturdu ve ona Müslüman olmasını teklif etti. Genç, orada bulunan babasının yüzüne baktı. Babası, “Oğlum, Ebu’l-Kasım’ın sözünü dinle.” deyince genç, Müslüman oldu. Efendimiz, hastanın yanından çıkınca, “Şu genci Cehennem azabından kurtaran Allah’a hamd olsun.” (Buhârî, Merdâ 11; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 3/227) dedi.

Hasta Ziyaretinin Hükmü

Hasta ziyareti; hastanın hâl ve hatırını sormak, gönlünü almak ve gücü yettiğince ihtiyacını karşılamak demektir. Bu çerçevede hasta ziyareti müekked sünnettir. Vacip olduğu görüşünde olan âlimler de bulunmaktadır. Bir hastayı, bulunduğu yerleşim biriminde hiç kimse ziyaret etmez ve ihtiyaçlarını karşılamazsa orada yaşayan bütün Müslümanlar bundan sorumlu olurlar. Böylelikle tıpkı aç olanı doyurmak ve esir olanı esaretten kurtarmak gibi hasta ziyareti de farz-ı kifaye hükmünü alır.

Hasta Ziyareti Âdâbı

Her şeyin bir âdâbı olduğu gibi hasta ziyaretinin de bir âdâbı vardır. Şöyle ki, hasta ziyareti hastayı rahatsız edecek derecede bir sıklıkta yapılmamalı, hastanın yanında çok uzun oturulmamalı ve hastanın yanında onun moralini bozacak sözler söylenmemelidir. 2 Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.), bu hususta bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadır: “Bir hastanın yanına girince, sağlık ve uzun ömür temennisiyle onu rahatlatın. Zira böyle yapmak onun gönlünü hoş eder.” (Tirmizî, Tıbb 35)

Resûlullah (s.a.s.) bu hadislerinde, hasta ziyaret ederken uyulması gereken önemli bir hususa dikkati çekmektedir. Hastanın yanına girince hastayı ferahlatacak, hayata karşı sevgi ve bağlılığını artıracak, yaşama ümidi verecek tarzda konuşmalar yapılmalıdır. Meselâ, “Allah ömrünü uzun etsin.”, “Allah şifa ve afiyet versin.”, “Maşallah, mühim bir şey yok, korkacak bir şey yok, Allah sana şifa verecektir inşallah, hastalığın ağır değil.” gibi sözler söylenebilir. Gerçi bu çeşit sözler mukadder olan eceli değiştirmez, fakat hastayı rahatlatır, gönlünü hoş tutar. Hastalara daima güler yüz, tatlı dil ve gönül alıcı sözler söyleyerek, güzel davranışta bulunulması gerekir.

Hastayı ziyaret ederken, yanında az oturmak ve gürültü yapmamak sünnettir. Hasta ziyaretine abdestli gitmek de sünnettir. Nitekim bir hadiste, “Kim abdest alır ve abdestini mükemmel yapar, sevap ümidiyle Müslüman kardeşini hasta iken ziyaret ederse, ateşten yetmiş yıllık yürüme mesafesince uzaklaştırılır.” (Ebu Dâvud, Cenâiz 7) buyrulmuştur.

Görüldüğü gibi bu hadiste ziyaret sırasında abdestli olmaya teşvik vardır. Bazı âlimler ziyaret esnasında abdestli olmanın hikmetini şöyle açıklamaktadırlar: Hasta ziyareti bir ibadettir. İbadetlerin abdestli olarak yapılması, onu en mükemmel şekilde yapmak demektir, dolayısıyla ziyaretin abdestli yapılması daha faziletlidir. Ayrıca her işte olduğu gibi bu ziyaretin de Allah rızası için, sevap kazanmak niyetiyle yapılması gerekmektedir. 3

Hasta ziyaretine gidilince hastanın yanında yapılacak dualarla ilgili Peygamber Efendimiz’den çeşitli rivayetler vardır:

Hz. Peygamber (s.a.s.) hastayı ziyaret etmeye gidince hastanın başucuna oturur, sağ eliyle hastayı sıvazlayarak ona dua eder ve şöyle derdi:

“لا بَأْسَ طَهُورٌ اِنْ شَاءَ اللَّهُ - Zarar yok, inşallah (günahlarını) temizler.” 4,

“اَللَّهُمَّ رَبَّ النَّاسِ أَذْهِبْ الْبَاسَ وَاشْفِ أَنْتَ الشَّافِي لاَ شِفَاءَ إلاَّ شِفَائُكَ شِفَاءً لاَ يُغَادِرُ سَقَماً - Ey insanların Rabbi! Bu hastalığı gider, şifa ver; Sen şifa verensin. Senin şifandan başka bir şifa yoktur. Öyle bir şifa ver ki hiçbir hastalık bırakmasın.” (Buhârî, Mardâ 20, Tıbb 39; Tirmizî, Daavat 122) Başka bir rivayette de şu duayı yaptığı zikredilmektedir:

“اِمْسَحِ الْبَأْسَ رَبَّ النَّاسِ، بِيَدِكَ الشِّفَاءُ، لاَ كَاشِفَ لَهُ إلاَّ أَنْتَ - Bu hastaya şifa ver, ey insanların Rabbi! Şifa senin (kudret) elindedir, Senden başka onu giderecek yoktur.” (Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 6/131.)

Hasta Ziyaretinin İnsana Kazandırdıkları

Hasta ziyaretinin gerek ferdi gerekse içtimâî birçok faydası vardır. Bunlardan bir kısmını şöyle özetleyebiliriz:

1. Hasta ziyareti ibadettir. Dolayısıyla hastayı ziyaret eden kişi, büyük bir ecir ve sevap kazanır.
2. Hastaya gösterilecek alâka sebebiyle ilahî rahmet ve rızaya kavuşmak mümkün olur.
3. Hasta ziyareti günahlara keffarettir. İnsanın günahlardan arınmasına vesile olur.
4. Hastalara teselli ve moral vermek, onların kalbini hoşnut etmek önemli bir sadaka hükmüne geçer.
5. Din kardeşini ziyaret eden Müslüman’a melekler dua ve istiğfarda bulunur.
6. Hadiste “Hastaların duasını alınız; onların duası makbuldür.” buyrulmuştur. Hasta ziyareti onların makbul dualarını almaya vesile olur.
7. İnsanlar arasında sevgi, saygı ve hoşgörünün artmasına vesile olur.
8. Hasta ziyareti, hastalara moral kazandırır ve hastalıklarının iyileşme sürecini hızlandırır. Böylece hastalıklarından şifa bulmalarını sağlar. Nitekim “Dostla buluşmak, hastaya şifadır.” denilmiştir.
9. Hasta ziyareti, beşerî ilişkilerin en mükemmel şekilde yürütülmesine vesile olur. Dolayısıyla toplum düzeninin sağlanmasına olumlu katkı sağlar.

10. Toplumu sürekli diri, sağlıklı ve güvenli tutmak; hasta, aciz ve düşkünlere ilgi duymak ve onları ziyaret edip yardımlarına koşmakla mümkün olur.

Netice olarak diyebiliriz ki, hastaları ziyaret etmek, İslâmî ve insanî bir erdem olup Müslümanlara sevap kazandıran bir salih ameldir. İnsanların fikirlerine bakmaksızın, Müslüman olup olmadıklarını dikkate almaksızın bütün hastaları ziyaret etmek gerekir. Hasta ziyareti Yüce Allah’ın rızasına nâil olmaya en güzel bir vesiledir. Dolayısıyla kul, kimi ziyaret ettiğini değil, kimin emrini yerine getirdiğini düşünmelidir. Hasta ziyaretinin kısa tutulması, hastalara ümit bahşedici sözler söylenip gönüllerinin alınarak şifaları için dua edilmesi sünnettir. Hasta ziyareti, İslâm’ın önemle üzerinde durduğu, insanlar arasında sevgi, saygı ve dayanışmayı artıran güzel bir davranıştır.

* msoysaldi@yeniumit.com.tr

Fırat Üniv. İlahiyat Fak. Öğrt. Üyesi

Dipnotlar
1. Bkz.: Bakara Sûresi, 2/195.
2. Bilmen, Ömer Nasuhi, Büyük İslâm İlmihâli, İstanbul trs, s. 487.
3. Canan, İbrahim, Hadis Ansiklopedisi (Kütüb-i Sitte), Akçağ Yayınevi, İstanbul trs, 9/434.
4. el-Beyhakî, Sünenü’l-Beyhakî’l-Kübra, (thk. Muhammed Abdulkadir Ata), Mekke 1414-1994, 3/382-383.