Zaman ve mekânlar bütün kıymet ve kutsiyetini, hakikatte Allah ın dilemesinden alırlar. Bu İlâhî dileme ise varlıklar için binbir maslahat ve hikmetler içerir. Ayrıca o zaman dilimlerinde gerçekleşen mühim olaylar ve o mekânları dolduran kıymettar mekînler de, içinde bulundukları zaman ve mekâna değer kazandırmışlardır. İslâm da mübarek zaman dilimlerinin kudsiyeti de meşietâ i İlâhî den geldiği için, Müslümanlara sonsuz feyz ü bereketin nüzulü için birer vesile olmaktadırlar. Mübarek ay, gün ve geceler, İslâm ın şeairindendir; hususi kıymetleri ve kerametleri vardır. Kâinat, semavat, fezaâ yı âlem ve bütün varlıklar1 bu kutlu zaman dilimlerine hürmet etmektedir.2 Âyet veya hadîslerin, kutsallığını tespit ettiği ve Mü minlerin de yüzyıllardan beridir kutladığı bu mübarek ay, gün ve geceler, senenin içine dağılmış vaziyette bulunmaktadır. Sevgili Peygamberimiz (sas) in hicretini esas alan ay takvimine göre Recep, Şaban ve Ramazan ayları öncelikli olan kutsal aylardır. İslâm toplumunda bu aylara Şühûrâ u Selâse (Üç Aylar) denilmiştir. Eşhürü lâ Hurum (Haram Aylar) ise Muharrem (ki senenin ilk ayıdır), Zilkade, Zilhicce ve Recep aylarıdır. Mübarek günlere gelince: Hicrî Yılbaşı, Aşûre Günü, Arafe Günü, Ramazan ve Kurban Bayramları, Cuma Günleridir. Bu yazıda kutlu zaman dilimleri içinden yalnızca kandil geceleri üzerinde durulacaktır.
Mevlid kandili hariç diğer kandillerin hepsi Üç aylar içindedir ki bunlara dört Leyâliâ i Mübareke (Müberek Geceler) denilir. Regâib ve Mi rac kandilleri Receb ayında, Berâat kandili Şaban ayında, Kadir gecesi de Ramazan ayındadır. Mevlidâ i Nebi ise Ramazan dan beş ay sonraki Rebiü'lâ evvel ayındadır.
Üç ayların kendilerine mahsus bir tadı bir şivesi vardır ki, onları yılın diğer aylarından ayırır.. her ayın güzellik ve nefâsetinin zahirî duygularımızla hissedilip yaşanmasına mukabil, bu müstesna zaman dilimi kalple ve bâtınî duygularla yaşanır... Üç ayların başlangıcı, kamer birkaç gün önce zuhur etse de, rağbetlere açık inayetle tüllenen bir perşembe akşamı âmerhaba der ve bir mızrap gibi gönüllerimize iner. Ulu günlere ve daha bir ulu güne akort olmaya teşne duygularımızı ilk defa uyarıp coşturan âRegâib bir ses ve enstrüman denemesi gibidir. Yirmi küsur gün sonra gelecek olan Mi rac ise, tam hazırlanmış ve gerilime geçmiş ruhlar için âdeta, semavî düşüncelerle, gök kapılarının gıcırtılarıyla ve uhrevîlik esintileriyle gelir. Berâat bu tembihlerle uyanmış ve tetikte bekleyen sinelere kurtuluş muştularıyla seslenir. Kadir Gecesi ne gelince, bu kadirşinas insanları, tasavvurlar üstü ve ancak bir aylık bir cehd ile elde edilebilecek feyiz ve bereketle kucaklar ve onları afv u mağfiret meltemleriyle sarar. 3
REGÂİB KANDİLİ Sevgili Peygamber Efendimiz (sas) in Allah ın bazı çok özel fiilî tecellilerine mazhar olduğu, nuranî lütf u ihsanlara, semavî mevhibelere eriştiği bir gecedir. Recep ayının ilk Cuma gecesine tevafuk etmektedir.4 Kelime olarak regâib, çokça rağbet edilen, nefis, kıymetli, değerli, ihsan mânâlarına gelen Ragibe kelimesinin çoğuludur. Buna göre Regaip Gecesi denilince: Çok lütuf ve ihsanla dolu, kıymeti ve değeri büyük, çok iyi değerlendirilmesi gereken gece mânâsı anlaşılır. Bu gece Allah lütuflarını sağanak sağanak yağdırır. Müslümanlar arasında ise Peygamberimiz in dünyaya teşriflerinin ilk halkasını teşkil eden anne rahmine şeref verdiği gün olduğuna inanılmaktadır. [Ancak bu gece ile veladetâ i Nebeviyye arasındaki müddet, bunun hilafına işarettir. Şu kadar var ki Hz. Âmine nin Fahrâ i Âlem Efendimiz i hamil olduğuna bu geceden itibaren muttali olmuş olabileceği düşünülebilir.5] Peygamberimiz in doğuşuyla yeryüzü nasıl küfür ve cehaletin karanlıklarından kurtulup büyük bir mutluluğa boğulduysa, onun teşriflerinin ilk basamağı olan bu geceyi de bütün kâinat alkışlamış, coşkun bir sevinçle ayakta karşılamıştır. Mânen bereketli olan bu gecenin bir hususiyeti de mübarek Ramazan ayının ilk habercisi olmasıdır.
Bediüzzaman Hazretleri, Regaib gecesinin Zâtâ ı Ahmediye nin terakki hayatının başlangıcının ünvanı olduğunu; Mi rac gecesinin de Zâtâ ı Ahmediye'nin terakki hayatının zirve noktasının ünvanı olduğunu bildirmektedir.6 Bu gece Allah Rasûlü (sas), söz konusu mazhariyet ve mevhibeler için Cenâbâ ı Hakk a şükür için oniki rek at namaz kılmışlardır. Bu geceyi ibadetle ihya etmenin sevabı pek çoktur.7 Diğer zamanlarda okunan her Kur'ân harfi için on sevap verilirse, Recep ayında yüzleri geçmekte, Regâib kandilinde ise daha da artmaktadır. Kaza ve nafile namazların sevabı ise diğer gecelere oranla kat kat fazladır. Regâib kandilinde yapılacak ibadetlerden birisi de duadır. Peygamberimiz (sas), bir hadîslerinde bu gecede yapılacak duaların Allah katından geri çevrilmeyeceğini bildirmişlerdir.8
Regâib, Mirâc, Berâat kandilleri gibi gece âleminin tâçları ve zamanın Allah a en yakın zirveleri ya da O na açılmanın rıhtımları, limanları, rampaları sayılan o mübarek gün ve gecelerde, gönüller ayrı bir duyarlılıkla parıldar; ruh sonsuza doğru bir başka türlü kanat çırpar; her şey verâların ezelî şiirine dem tutar; her yanı tam bir uhrevîlik büyüsü kaplar; her sîneyi, dillerin ifadeden aciz kaldığı bir naz ve niyaz zemzemesi sarar. Hususî bir kısım tecellilerle ötelerin kapısı, penceresi, menfezi hâline gelen mekân; ümit ve beklentilerin yakarışlara dönüşüyle billurlaşan zaman ve yeni nazil olmuş gibi, her sûresi, her maktaı, her âyeti ve her cümlesinde hemen herkese yepyeni bir hayat vaadiyle âvâz âvâz çağıldayan Kur'ân, bizlere iman ve ümitle yemyeşil tepeler, cennette Cuma yamaçları gibi rü yete açık zirveler ve susamış gönüllerimize hayat suyu gibi iksirler içirerek, ruhlarımıza mü min olmanın tasavvurlar üstü avantajlarını sunarlar.. sunar ve Rabb e yönelik sinelerde ne telâffuzları çatlatan mânâ ve muhtevalar, ne ifadelere sığmayan tecellilerle tüllenirler. 9
MİR'ÂC KANDİLİ Allah ın emriyle Peygamber Efendimiz (sas) in rûhen ve bedenen, Burak10 isimli semavî bir binite binerek Cebrail ile birlikte Mekke deki Mescidâ i Haram dan Kudüs teki Mescidâ i Aksa ya [Beytü lâ Makdis] kadar yapmış olduğu gece yolculuğuna â ki buna İsra denilirâ , oradan da bir mi râcla [manevî asansör] yedi kat göklere yükselip tâ Sidretü lâ Müntehâ ya ulaşması, burada Cebrail i arkada bırakıp Refref denilen ledünnî binitle Allah ın huzuruna varıp O nun Zâtâ ı Akdes ini yakînen müşahede etmesi ve zamanâ mekân üstü konuşması olaylarına Mi râc denilir. İki aşamalı bu gökler ötesi yolculuk, peygamberliğin 12. yılında, hicretten 18 ay önce, mübarek üç ayların ilki olan Recep ayının 27. gecesinde (Regâib gecesinden yirmi küsur gün sonra) gerçekleşmiştir. Kadir gecesinin de Ramazan ın 27. gecesi olması ile aralarında çok gizemli bir tevafuk vardır. Bediüzzaman Hazretleri: Mi rac gecesi ikinci bir Kadir gecesi hükmündedir. 11 sözleriyle, bu gecenin Kadir gecesinden sonra en kutsal bir gece olduğunu belirtmişlerdir. Ebu Talip in ve Hatice validemizin vefatı ile çok hüzünlenen, müşriklerin üç yıl süren ablukası ve Tâiflilerin saldırıları karşısında daralan Allah Rasûlü (ve mü minler), bu mi rac olayı ile çok muhteşem bir teselliye ve ihsanâ ı İlâhîye ve nail olmuştur. Üç ayların ilk kandili, Regaip gecesi, ikinci Mi rac gecesidir. Regaib gecesi, Zâtâ ı Ahmediye nin terakki hayatının başlangıcının ünvanıdır. Mi rac gecesi de Zâtâ ı Ahmediyenin terakki hayatının zirve noktasının ünvanıdır.12
Kur'ânâ ı Kerim de İsrâ suresi (17/1) bu İsrâ olayını anlatır. Necm suresi de İsrâ nın devamı olan Mi râc hadisesini anlatır.13 Âyetlerde biraz da kapalı olarak anlatılan bu esrarengiz yolculuğu, Peygamberimiz (sas) bir çok hadîslerinde detaylarıyla anlatmışlardır.14 Bir gece Kâbeâ i Muazzama nın Hatîm mevkiinde yatarken, Cebrail (as) gelip mübarek göğüslerini yardı, kalbini zemzem suyu ile yıkadıktan sonra içini iman ve hikmetle doldurup eski hâline koydu. Sonra beyaz bir binek Burak ile (normalde bir aylık mesafedeki) Mescidâ i Aksa ya uçtular. Orada bütün peygamberlerin ruhlarına imam olup namaz kıldırdı. Bu, onların şeriatlerinin asıllarına mutlak varis olduğunu ifade ediyordu.15 Bir de kendisine su, şarap ve süt takdim edildi. O, fıtrî ve tabiî olan sütü içti. Bu ise ümmetinin doğru yola iletildiğini ifade ediyordu. Ardından yüceliklere yükseltici bir mi rac (manevî asansör) ile göklere çıkartılıp yedi kat semaları bir bir dolaştırılmıştır. 1. kat semada: Hz. Adem le, 2. kat ta Hz. İsa ve Hz. Yahya, 3. kat ta Hz. Yusuf, 4. kat ta Hz. İdris, 5. kat ta Hz. Harun, 6. kat ta Hz. Musa ve 7. kat ta Hz. İbrahim ile görüştü. Melekleri, Cennet ve Cehennem e kadar bütünüyle ahiret hayatını müşahede etti. Bütün mülk ve melekût âlemlerini dolaştı.16 Cebrail daha sonra Peygamberimiz i daha da yükseklere çıkardı, öyle bir fezaya vardılar ki kaderleri yazan kalemlerin cızırtıları duyuluyordu. Nihayet varlıklar âleminin son sınırı olan Sidretü lâ Müntehâ ya ulaştılar. Cebrail: İşte burası Sidretü lâ Müntehâ dır. Ben buradan bir parmak ucu ileri geçecek olursam, yanarım. dedi. Peygamberimiz e Sidre de dört kutsal nehir ve her gün yetmiş bin meleğin ziyaret ettiği Beytâ i Ma mûr gösterildi. Sonra kendisine şarap, süt ve bal dolu üç bardak sunuldu. O, yine sütü tercih etti. İçtiği süt, onun ve ümmetinin fıtratı, yani hilkatâ i İslâmiyesiydi. Ayrıca şehitlerin ve muttakilerin cenneti olan Cennetü lâ Me vâ yı temaşa etti. Cebrail i geride bırakan Zâtâ ı Ahmediye Aleyhisselam, burada Refref e binerek Arşâ ı A lâ ya urûç etti ve tâ Kâbâ ı Kavseyn olarak belirtilen imkân dairesinin bitiş, vücûb dairesinin başlama sınırına ulaştı. Huzûrâ u Kibriya da Zâtâ ı Akdes e ok yayının iki ucu kadar, hattâ daha fazla yaklaştı.17 Cemâlullah ı perdesiz ve vasıtasız olarak müşahede etti, Onunla zaman ve mekândan münezzeh olarak bîkem u keyf konuştu. Daha sonra tekrar Refref le Sidre ye geri döndü. Orada Cebrail i asıl hüviyetiyle â tıpkı ilk defa Hira da gördüğü şekliyleâ gördü.18 Müteakiben de yine Cebrail ile birlikte göz kırpması kadar kısa bir zaman parçasında dünyaya nüzûl eylediler.19
Ben mi racdan daha güzel bir şey görmüş değilim 20 diyen Peygamberler Sultanı, mi rac yüceliklerinden â âdeta bir vefa duygusuylaâ geri dönerken yanında ümmetine çok büyük hediyeler getirmiştir. Birincisi: Beş vakit farz namazı getirmiştir. İhsan şuuruyla kılınan namazlar, ümmetin mi rac asansörleri olacaktır. İkincisi: Âmenerrasûlü diye bilinen âyetleri getirmiştir. [Bakara, 2/285â 286]. Üçüncüsü: İsra Suresi nin 22â 39. âyetlerinde21 bahsedilen 12 adet İslâm prensibini getirmiştir.22 Dördüncüsü: Allah a hiçbir şeyi ortak koşmadan ölen kimselerin günahlarının affedileceği ve Cennet e girecekleri müjdesini getirmiştir. Beşincisi: İyi amele niyetlenen kişiye â onu yapamasa bileâ bir sevap; eğer yaparsa on sevap yazılacağı; fakat kötü amele niyetlenen kişiye â onu yapmadığı müddetçeâ hiçbir günahın yazılmayacağı; ancak işlediği zaman da sadece bir günah yazılacağı müjdesini getirdi. Bir diğer hediye de, Mi rac gecesi Allah ile karşılıklı selâmlaşma ve sohbetlerinden bazı sözleri getirmiştir ki etâ Tahiyyâtü diye meşhur olan bu sözler, bütün namazlarda teşehhütte otururken okunmakla Mi racda Allah ile Habibi (sas) arasındaki o kutsî sohbeti hatırlatmakta ve benzerî bir mükâlemeye namaz kılanı mazhar etmektedir.23
Evet Zâtâ ı Ahmediye, bütün velayetlerin üstünde bir külliyet ve ulviyetle tezahür eden velayetinin bir neticesi olarak İlâhî kemal mertebelerinde seyr ü sülûk olan Mi rac24 ile huzurâ u kibriyaya uzanan yolu açmıştır. Kapıyı da açık bırakmıştır ki, arkasındaki evliyayı ümmet, ruh ve kalp ile o nuranî caddede, Mi râcâ ı Nebevî nin gölgesinde seyr ü sülûk edip istidatlarına göre yüce makamlara çıkıyorlar.25 Mi rac'ta farz kılınan beş vakit namaz, mü minin mi racıdır;26 ve Mi racâ ı Ekber'in (Efendimiz in Mi racı) cilvesine mazhar27 olan bir mi racâ ı asgar (küçük mi rac'tır.28 Bu mi racın zirvesi ise secde hâlinde yaşanır,29 kulun Allah a en yakın olduğu anda. Her mü min, namazın fiil ve rükünlerine fikrini bindirip, bir nevi mi rac ile kâinatı arkasına atıp huzura kadar gider.30
Bediüzzaman Hazretleri: Leyleâ i Mi rac, ikinci bir Leyleâ i Kadir hükmündedir. Bu gece mümkün oldukça çalışmakla kazanç birden bine çıkar. Şirketâ i maneviye sırrıyla, inşâallah her biriniz kırkbin dil ile tesbih eden bazı melekler gibi, kırk bin lisan ile bu kıymetdar gecede ve sevabı çok bu çilehanede ibadet ve dualar edeceksiniz ve hakkımızda gelen fırtınada binden bir zarar olmamasına mukabil, bu gecedeki ibadet ile şükredersiniz. 31 sözleriyle bu gecenin manevî bir fırsat bilinip değenlendirilmesi gerektiğine dikkat çekmişlerdir.32 M. Fethullah Gülen Hocaefendi: Mi rac'ın esas armağanı namazdır ve bu aynı zamanda her mü minin mi racı olarak, onları da miraca götürecek nurdan bir helezondur. Namaz, herşeyiyle halis bir ibadet ve mi rac için yegane vesile, sonra da Allah Rasulü (sas) ne gökler ötesi seyahatin en son noktasında tevdi edilen İlâhî bir armağandır. Bu armağan içinde herkese kılacağı namazı ölçüsünde bir mi rac mukadderdir. 33 Mü min için her namaz bir mi râc vesilesidir. Ve mü mine düşen de her namazda farklı farklı buudlarda bile olsa mi râcını tamamlamaktır. 34 Mi raca namazla çıkılır.. Allah a namazla ulaşılır, enbiyanın huzuruna namazla varılır. Ama herkes bunu namazda kendine göre hisseder ve kabiliyeti nispetinde yükseldiğini duyar. Herkesin hissettiği kendi miracıdır. 35 Bu bağlamda, fıkıh kitaplarında bir Mi rac gecesi namazından bahsedilmektedir ki, kılınması müstahsen görülmüştür: 12 rek attir. Her rek atında fatiha suresiyle beraber herhangi bir sure okunarak iki rek atte bir selâm verilir. Sonra da 100 kere Sübhânellâhi velhamdü lillahi vela ilahe illallâhü vellâhü ekber. denilmelidir. Müteakiben ise 100 kere tevbe ve istiğfar edilip, 100 kere de Efendimiz (sas) e salât ü selâm getirilmelidir. Gündüzünde de oruçlu bulunmalıdır; zira bu hâlde günaha dair olmaksızın yapılacak her duanın kabul edileceği inayetâ i İlâhîden umulur.36 Ayrıca bütün mü minlere dua etmeyi de unutmamalıdır.
Yazının Devamı: 1 2Yazının Devamı: 3Yazının Devamı: 3 |